Facebook | Twitter | Google | RSS
reklam ve iletişim : info@isinsani.com
21
Eylül


Abdulkadir Konukoğlu - Sanko Holding

Abdulkadir Konukoğlu (d. 1948, Gaziantep), Sanko Holding yönetim kurulu başkanı. Gaziantepli işadamı Sani Konukoğlu'nun ilk çocuğu. Orta öğrenimini yarıda bırakarak iş hayatına atıldı.

Dedesinin babası tarafından iki kişi ile başlatılan dokumacılık serüveni bugün tekstilde kapasite bakımından dünyanın sayılı fabrikaları arasına girmekle devam eden Abdülkadir Konukoğlu, dördüncü kuşak temsilci olarak işin başındadır

Abdülkadir Konukoğlu, klişeleşmiş iş adamı tiplemesinden farklı özelliklere sahip bir kişi. Bir kere, paranın değiştiremediği bir iş adamı o. Sonra nereden geldiğinin bilincinde (Kural-2). Nereye gideceğinin ve gitmek istediğinin de... Bir dönem TÜSİAD’ın almak istemediği, daha sonra ise TÜSİAD üyeliğini kendisi reddeden biri Konukoğlu. Trilyonlara hükmetmesine rağmen, İstanbul’a gelip-gitmekle beraber halen Gaziantep’te oturuyor, ‘hakiki Anadolulu’ Abdülkadir Konukoğlu. O, misafirperverliğin soyad olarak alındığı bir ailede yetişmiş. Belki de bu kadar özelliğin altında yatan sebep onun bu yanı.

İki kişi ile başlayan üretim

Abdülkadir Konukoğlu’nun dedesinin babası olan Antepli Sani Efendi, eşi Hatice Hanım’la birlikte sahip oldukları iki adet el tezgahında dokumacılık yapmaktadır. Osmanlı devleti tebası olan Sani Efendi, Yemen Harbi’ne katılmak üzere askere alınır. Tek çocuğu olan Zekeriya yedi yaşına geldiğinde Sani Efendi’nin şehit olduğu haberi ulaşır ailesine. Dokumacılık işini oğlu devam ettirir, iki adetten 70 adete çıkarır el tezgahlarının sayısını. Bu arada cumhuriyet kurulmuş, yıllar yılları kovalamış, işi Zekeriya Bey’in Firdevs Hanım’la evliliğinden dünyaya gelen beş kardeşten biri (diğerleri Mahmut, Saip, Fadile ve Mediha’dır) olan ve dedesinin ismini alan Sani Konukoğlu devralır. İşi esas manada büyüten Sani Konukoğlu olur. 1943 yılında Bursa’da yaptırılan motorlu tezgahlarla üretmeye başlayınca, el tezgahı dönemi sona erer Konukoğlu ailesi için. Bundan sonra, ne Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, ne ihtilaller, ne de sosyal olumsuzluklar Konukoğlu Şirketler Grubu’nun gelişmesini engelleyebilir. Abdülkadir Konukoğlu’nun da babası olan Sani Konukoğlu, 27 Mayıs 1960 darbesinin hemen ertesi yılında Hidrofil Pamuk Fabrikası’nı hizmete açar. Bundan üç yıl sonra, 1964’te de İplik Fabrikası devreye girer. 70 adet el tezgahı bulunan iş yeri 7 bin çalışanı olan bir şirket haline gelir Sani Konukoğlu döneminde.

Sani Konukoğlu, önce Emine Hanım’la evlenir, en büyükleri Abdülkadir doğduğunda yıl 1948’dir. Emine Hanım Zekeriya (Zeki), Adil, Tülay (Yıldırım) ve Hatice doğduktan sonra henüz 30 yaşında iken kalpten vefat edince Sani Bey, İnci Hanım’la birleştirir hayatını. Sani Bey, ondan da Fatih, Selma (Tuğlu) ve Hakan adında üç çocuk sahibi daha olur. Abdülkadir Konukoğlu “Bizde ayrı diye bir şey yok. Onu söyleyeyim” demektedir bugün.

Sani Konukoğlu, yedi yıl önce vefat edince bayrağı dördüncü kuşağı temsilen Abdülkadir Konukoğlu devralır. Abdülkadir Bey, çekirdekten yetişerek bugünlere gelmiştir. Tabii dedesinin kulağa küpe olacak sözlerini unutmadan: “Aile varlıklı ama şu andaki varlıklılar gibi değil. İçine kapanık, kapalı kutu olarak varlıklı bir aile. Hatta dedem, bedestende dükkanımız olduğundan oraya gidip gelirken ‘eşyayı sepette getirip götürün, ağzını da bağlayın’ derdi. ‘Sepet boş da olsa dolu da olsa ağzı kapalı gidecek. Ne varlığımızı, ne yokluğumuzu kimse bilmeyecek. Yani ellenme, bellenme, dillenme. Niye? Çünkü birinin gözü kalır diye.’ O günden beri biz hayır hasenatımızı yapıyoruz.” (Konukoğlu 1999 yılında meydana gelen deprem nedeniyle o zamanın parası ile tam 1 trilyon liralık yardım yapar)

İmam hatip okulunu yarıda bıraktı

1955 yılında Gaziantep Ahmet Çelebi İlkokulu’nda eğitimine başlayan Abdülkadir, amca ve halalar ile onların çocuklarının da mevcut bulunduğu kalabalık bir ailede geçirir küçüklüğünü. Aile toplandığında 30-40 kişiyi bulmaktadır sayı. Okuldan sonra hep babasının yanında çalışan Abdülkadir, ilkokulun ardından 1963 yılında ticaret okuluna gider. Bir yıl sonra Gaziantep’te İmam Hatip Okulu açılınca o da kaydını buraya yaptırır: “İlkokuldan beri okumayı çok sevmezdim. Sınıfı geçecek kadar çalışırdım. Daha haşarı idim.” Konukoğlu, İmam Hatip Okulu’nu da bir yılın sonunda bırakır: “Okusaydım diye hayıflanmıyorum. Çünkü işletmelerde gördüğümü okullarda göremezdim. Zaman zaman da hayıflanıyorum, yabancı dilim olmadığı için.”

Okul hayatını sona erdiren Abdülkadir Konukoğlu, babasının fabrikasında üç ay boyunca yerleri süpürerek işe başlar. Çıraklık yapar, usta muavini, usta olur. 1966 yılında, yine Gaziantepli bir aile olan Erpamukçu ailesinden Ülgan Hanım’la evlendiğinde (Çiftin Sami, Cengiz ve Emine (Koçer) adında üç çocuğu vardır) ustabaşı olmuştur. 1968’de 24 ay sürecek askerliğini Genelkurmay’da 2. Kademe’de yaptıktan sonra 1970 yılında terhis olur ve işinin başına döner. Konukoğlu önce şef, 1973 yılında da müdür olur. Yani babasının şirketi olmasına rağmen tepeden inme değil, aşağıdan yukarıya doğru basamakları teker teker çıkmayı yeğler.

Baba Sani Konukoğlu bir çok partiden teklif almasına rağmen siyasete hep uzak durmuştur. Oğulları da buna uyduğundan olacak Türkiye’deki siyasi çalkantılar onları çok etkilemez, ihtilaller bile. 1978 ve takib eden yıllarda, Abdülkadir Konukoğlu’nun kardeşlerinden Manchester’da okuyan Zekeriya, Amerika’da işletme tahsili yapan Adil tahsillerini tamamlayarak Türkiye’ye geldikten sonra Sanko dış pazar arayışlarına başlar. Bunun sonucunda 1980-90 arası ise Sanko’nun olduğu gibi Türkiye’nin de kalkınma hamlelerinin yapıldığı yıllar olacaktır. Sağlık (vakıf yoluyla), inşaat (Güneydoğu Ytong’un yüzde 75’inin sahibidir), sigorta, leasing ve otomobil konularında faaliyet gösteren Sanko Grubu, bugün gelinen noktada ise tekstilde kapasite yönünden dünyanın en büyük üç firmasından biridir. 1995 yılında holding olan, 2000 yılı rakamları ile 1.2 milyar dolar cirosu bulunan Sanko’da, 2 kişiyle başlayan çalışan sayısı, 70 ve sonra 7 bin, derken 11 bini aşmıştır: “Herkesin işçi çıkardığı bir ortamda 600-700 işçi aldık. Bizim hedefimiz 20 bin kişiye ulaşmak.” Beşinci kuşağın (Abdülkadir Bey’in çocuklarının) ısrarı ile otomobilde Daewo’nun Türkiye distribütörlüğünü alan Sanko’da tek sorun 2001 krizinden dolayı otomobilde yaşanan sıkıntılardır.

En hoşlandığı müzik: Makine sesi

Bir film şirketi olmasını isteyen, medya gruplarında televizyonlarını elden çıkaracakları zaman alıcı olarak ismi akla ilk gelen patronlardan olan Abdülkadir Konukoğlu, bugün ulaştığı yüksek bütçe ile yurtiçi ve yurtdışı rakipleri tarafından üzerinde durulması gereken bir grup olarak algılanmaktadır. 18 yıl boyunca Gaziantep Tekstil İşverenleri Derneği, 8 yıl İhracatçılar Birliği, yine 7-8 yıl Tekstil Danışma Kurulu Başkanlığı yapan Konukoğlu, Gaziantep futboluna da yardımlarını esirgememektedir. Gaziantepspor Başkanlığı yaptığı 1988-93 yılları arasında takımı 2. ligden birinci lige çıkaran, Sankospor’u Gaziantep Büyükşehir Belediyesi adıyla Belediye’ye devreden Abdülkadir Konukoğlu, TÜSİAD’ın talebine karşılık bu kuruma üye olmayan bir işadamıdır: “Ben öyle yerlere hiç üye olmam. Geçmiş yıllarda o bölgeyi hiç almadılar. Ondan sonra da söylediler ben girmedim. O zamanlar amaçları başka idi. ‘Güneydoğu’yu da alıyoruz, hep beraberiz’ havasını vermek istiyorlardı. Biz o fırsatı vermedik.” Kendisini müthiş dinlendirdiğini söylediği makine seslerini duymadığı zaman ‘Ne oluyor?’ diye merak eden Konukoğlu, her türlü müzikten hoşlanmasını da buna bağlamaktadır. Gelecek beş yıllık süreçte daha da büyüyecek Sanko Holding, 70-80 milyon dolarlık yenileme yatırımının yanında Gaziantep’te otel ve alışveriş merkezi ile petrokimya alanlarında da yatırımlar yapmak için krizin etkilerinin hafiflemesini beklemektedir.

Dört kuşaktır tekstilci olan, beşinci kuşağı yetiştirmeye çalışan, Anadolu’nun bağrından kopup ‘gelmeyen’, orada kalan, kendisini doğup büyüdüğü yere adayan ve bu serüveninin romanını yazdırıp filme aldırmak isteyen Abdülkadir Konukoğlu, kendisini bugünlere getiren kıstasları da şöyle sıralamaktadır: “Hedefimi daima büyük tuttum ve geriye baktığımda mutsuz olmadım. Zaten muaffakiyetin üç kuralı vardır. 1- Çok hırslı çalışacaksın, 2- Geriye dönüp nereden geldiğini bileceksin, 3- Hangi işle ilgileniyorsan ona konsantre olacaksın.”


Bulunduğu Görevler

•Gaziantep Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
•Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı
•Gaziantep Tekstil İşverenleri Derneği Başkanı
•Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Serbest Bölgeler Kurulu Kurucu Başkanı
•Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Tekstil Sektör Kurulu Başkanı
•Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Koordinasyon Kurulu Üyesi
•Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sanayi Konseyi Üyesi
•Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı
•Pamuklu Tekstil Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

 

Abdülkadir Konukoğlu'ndan zengin olmanın tüyoları


SANKO Holding'in sahibi Abdülkadir Konukoğlu 'isteyen herkes köşeyi dönebilir' diyor ve zengin olmanın tüyolarını anlatıyor.

500 bin liranız varsa bu parayla küçük bir şirkete ortak olabilir veya bir mucidin icadıyla iş fikri geliştirerek yola çıkabilirsiniz. Devlet, yeni girişimcilerin önünü açtı, bankalar kredi vermekte cimri davranmıyor. Gerisi de size kalıyor...

Sadece Gaziantep'in değil, ülkemizin de önde gelen işadamlarından olan Abdülkadir Konukoğlu, mütevazı patronluğuyla içi dışı bir, sözünü esirgemeyen bir insan.

Kardeşleriyle birlikte sahibi olduğu Sanko Holding'in İstanbul Güneşli'deki merkez ofisine ilk kez gittim, kendimi adeta Antep'te gibi hissettim. Sanki, memleketini ofisine taşımış.

O çalışırken 47 yıllık eşi Ülgen Hanım'la tanıştık. Ülgen Hanım'la Abdülkadir Bey'i birlikte fotoğraflamak istedim. Ülgen Hanım, buna karşı çıktı. Konukoğlu, bugüne kadar verdiği röportajlarda genellikle "iş"ini anlattı.

Benim merak ettiğim, böyle başarılı bir işadamının ailesinden aldığı gücün boyutuydu. İzlenimim o ki, Konukoğlu çifti, hayatı iyi paylaşmış.

 Abdülkadir Konukoğlu, işlere yoğunlaşırken, Ülgen Hanım, dirayetli bir eş, anne ve büyük nine olarak ailesinin sorumluluğunu üstlenmiş.

Konukoğlu'nun 9 torunu var

Konukoğlu çiftinin 3 çocuğu, 9 torunu bulunuyor. Ailenin büyük oğlu Sami 43 yaşında 4 çocuk sahibi. Emine 38 yaşında 3 kız çocuğu var. Cengiz ise 34 yaşında iki kızı bulunuyor.

Çekirdek ailede erkek çocuklarıyla işleri paylaşan Konukoğlu'nun kızı Emine, liseyi bitirince hemen evlenmiş, çalışmıyor. Çocuklarını büyütüyor. Oğul Sami Konukoğlu, holdingde önemli görevler üstlenmiş.

Kendisine ambalaj, otomotiv, makine imalatı, klima üretimi yapan 6 şirket bağlı. Cengiz Konukoğlu, holdingde finans alanına bakıyor. Para ve menkul kıymetleri yönetiyor.

Abdülkadir Konukoğlu ile söyleşimiz, sıcak aile sohbetiyle başladı. Doğal akış seyrinde ilerlerken, yıllarla birlikte görüşlerinin nasıl değiştiği de ortaya çıktı.

Bugün kızımı üniversiteye yollardım

Abdülkadir Bey, oğullarınız üniversite mezunu, kızınız Emine'yi neden okutmadınız?

Eskiden, kızların bugünkü gibi okutulması pek ilgi görmezdi. Evlerinin hanımı olması, eşine çocuklarına iyi bakması çok daha önemliydi. Emine, liseyi bitirince okumak istedi ama biz onu evlendirdik. O gün için bunun iyi olduğunu düşündük.

Bugün olsa Emine'yi üniversiteye yollar mıydınız?

Açık söylemek lazımsa yollardım.

Peki, Sanko Holding'de de çalışmasını ister miydiniz?

İşin doğrusu, istemezdim. Kadınlar, evlendikten sonra çalışma hayatında zorlanıyorlar. Evdeki çocuklarında kalıyor akılları. Bence, çocuklar ancak anneleriyle birlikte olurlarsa daha mutlu, daha özgüvenli oluyorlar.

Varlıklı kadınlar çalışmasın

Milyonlarca evli kadın çalışıyor, çocuklarım da iyi büyütüyorlar. Neden, siz kadınların çalışmasını istemiyorsunuz?

Çok da başarılı oluyorlar. Bence varlıklı kadınların çalışmaya fazla ihtiyacı yok. Onların yerine ihtiyaçları olan kadınlar çalışmalı. Mesela, benim gibi bir işadamı, ailesini, çocuklarını haftalarca göremiyor.

Eşim de çalışsaydı, çocuklar, istediğimiz gibi yetiştirilemezdi. Bunu anneleri başarabilir. Bence patron eşleri aile şirketlerinin gelecek nesillerde de devam etmesi için çocuklarını çok iyi yetiştirmeli. Birer patron adayı olarak büyütmeli.

İşe süpürgecilikten başladım

Patronluğa uzanan yolculuğunuzda, ilk yaptığınız iş neydi?

Babam Sani Bey, çalışkan bir insandı. 8 çocuğunun 5'i erkek, 3 u kızdı. En büyük oğlu olarak ben, hem okudum hem çalıştım. 1963'te Gaziantep'te ilk işim Hilal İplikte oldu. Süpürgecilikten başladım. Her işi yaptım. Genel Müdür oldum. O yıl babam vefat etti. Aile kararıyla, Sanko'ya Yönetim Kurulu Başkanlığına geldim.

Doğaya zarar verse İkizdere'ye izin çıkmazdı

Enerjide büyük yatırımlara imza atıyorsunuz. Portföyünüzde neler var?

En yenisinden başlarsam, şu anda Aydın yakınlarında 3 bin metrelik jeotermal kuyusunu açtık. Bu Türkiye'nin en derin jeotermal kuyusudur. Rüzgar enerjisinde (RES) Çatalca'da 60 megavatlık bir santralimiz var.

Rize İkizdere Vadi Projesi kapsamında da iki adet HES (Hidroelektrik) santralimiz bulunuyor. Doğayı bozmayalım diye İkizdere'nin üstünde 8 metrelik giriş yapıp, dağın altına girdik.

Bize 25-30 milyon dolar daha pahalıya çıktı. İki projenin toplamı 150 megavat, maliyeti de 300 milyon dolara mal oluyor. 16 megavatlık bir küçük proje daha var, inşaatı devam ediyor.

İkizdere Vadi projeleri çok tartışılıyor. Doğa, gerçekten o bölgede zarar görüyor mu?

Tartışmaların bence gerekli olanı var, gereksiz olanı var. Bu yüzden de havza yeniden ele alınıyor. Bir gerçeği açıklamak lazım. Üzerinde proje yapılan sular, sonuçta denize gidiyor. Tartışmaları yapanlar, halktan çok dışarıdan gelen çevreciler. Uydudan, o bölgede ne olup bittiğini Ankara, DSİ, anı anına izliyor.

Elektriği kapatıp oturalım!

Çevreciler, itiraz hakkını kullanıyor. Sizce, ülke genelinde gerçek bir enerji politikası bütün taraflarca önceden tartışılsaydı yine böyle olur muydu?

Politikaları belirlemek hükümetin işi. Çevrecilerin görüşlerinin de alındığını düşünüyorum. Türkiye'nin büyük enerji açığı var. Nükleer santral yapmayalım, atık sorunu ne olacak deniliyor. Rüzgar santrali yapmayalım, kuşlar zarar görüyor deniliyor.

Hidroelektrik santrali yapmayalım, doğa ve eko sistem bozuluyor deniliyor. Onu yapmayalım, bunu yapmayalım. O zaman L elektriği kapatıp evde ı oturalım.

Bakın, Adana'ya İnanoğlu | üzerine baraj yaptık. 75 bin hektar toprağı ^ sulayacağız. Bu kötü
mü oldu. Yeni bir £ Çukurova doğuyor o bölgede.

Pamuk stratejik ürün oldu, saksıda bile yetiştireceğiz

Bu yıl sona eriyor. 2011'den neler bekliyorsunuz?

Türkiye için gelecek yılın çok iyi olacağını düşünüyorum. Seçimler var. Hükümetin seçim ekonomisi uygulamayacağını açıklaması olumlu. Kendi çalışma alanlarımıza baktığımızda önümüze 'pamuk gerçeği' çıkıyor. ABD'de pamuğun fiyatı 4.10 (6-6.5 lira) dolara ulaştı.

Bu ülkede de sıkıntı var. Dünyanın birçok yerinde pamuk yerine biyodizel yakıt ürünleri olan kanola, mısır vs ekildi. Çinliler, iyi giyinmeye başladı, ürettikleri pamuğu kullanıyorlar. Hintliler de öyle. Hindistan ne iplik ne de pamuk ihracatı yapıyor.

Direkt konfeksiyon satıyorlar. Türkiye'nin her yıl 1.5 milyon ton pamuğa ihtiyacı var. 6-7 yıldan bu yana her yıl sadece 300 bin pamuk üretiyoruz. Yetmiyordu, 3-4 milyar dolarlık ithalatla, iplik, kumaş alıyorduk. Şimdi, bu yol, söylediğim nedenlerden kapandı. Gelecek yıl, saksıda bile pamuk yetiştireceğiz.

Tekstil yeniden gözde olacak

Bütün dünya pamuklu giysilere mi merak sardı?

Aynen öyle. Hatırlarsanız, iplik, kumaş dışarıda ucuz diye dışarıdan ithal ediyorduk. Yerli iplikçiler batıyordu. Şimdi, tersine bir durum söz konusu.

Türk üretici yeniden pamuk üretimine döner mi?

Eskiden pamuk beyaz altındı, şimdi beyaz elmas oldu. Pamuk da petrol gibi stratejik ürün mevkiine yükseldi. Tekstil gözde olacak yeniden. En önemlisi de içeride tarım ve özellikle pamuk ekimi yeniden canlanacak. Çiftçi, çok para L kazanacak. Pamuk ekilen bölgelerde şimdiden hareketlenme var.

500 bin lirası olana iş tüyosu

Siz Turgut Özal döneminde büyüdünüz. O yıllarda, “Köşeyi dönmek” moda olmuştu. Her isteyen, köşeyi dönebilir mi?

Herkesin, köşeyi dönmesi başkadır. Türkiye’de 500 bin lirası veya 500 bin doları olan isterse köşeyi dönebilir. Zenginlikte sınır yoktur.

Diyelim, 500 bin liram var, köşeyi nasıl dönerim?

İsterseniz, gider küçük bir şirkete ortak olursunuz. Kafanızdaki işe göre ortak olabilirsiniz. Yeni icatlara bakın. Bir mucit bulun. Birlikte iş fikri geliştirirseniz, neden olmasın! Devlet girişimcilerin önünü açtı. Bankalarda her türlü işe kredi veriyorlar.

Ya sonrası nasıl gelecek?

Ondan sonrası, çalışmaya, üretmeye ve şansa kalıyor. Yapacağınız işi iyi tanımalı, gelecekte nereye varmak istediğinizi de bilmelisiniz. Zenginlikte sınır yoktur. Önce köşeyi, sonra yuvarlağı (çemberi) döner döner durursunuz.

Mucit bulamazsak, hemen yatırım yapılacak bir alan var mı?

Şu sıralar, hayvancılık gözde. Ziraat Bankası, güzel krediler veriyor. Anadolu ’dan büyük şehirlere göç yerine, köyde hayvancılık yapılabilir. Tarım sektörüne girilebilir. Gerçi miras yoluyla tarlalar çok bölünmüş durumda. Hükümet, hızlı davranıp tapuları birleştirirse büyük ölçekli işler, büyük çiftlikler kurulabilir.

Ölene kadar patronluk yanlış

Daha önce söylediğiniz gibi emekli olmayı düşünüyorsunuz değil mi?

65 yaşımı doldurunca emekli olacağım. Bizim grupta herkes bu yaşa gelince emekli olur. Patron olsam da bu gelenek benim içinde geçerli. Yerimi, kardeşim Zeki Bey alacak. Ben dışarıdan da nışmanlık yapacağım. Zeki Bey de 6 yıl sonra emekli olacak. Sıra Adil Bey’e gelecek. Holdingin geleceğini düşünüyorsanız, bu değişim de gerekli oluyor.

Çoğu patron, ölünceye kadar bu işi yapıyor. Siz neden gücünüzden vazgeçiyorsunuz?

Ben, ölene kadar patronlu ğu doğru bulmuyorum. Arkanızda bekleyenlerin, “Bu adam ne zaman ölecek de bize sıra gelecek” diye düşünmeleri istenmemeli. Herkes gibi patronlarda işlerini ne zaman devredeceklerini planlamalı ve açıklamalı.

Kaç işkolun da kaç şirketiniz, kaç çalışanınız var?

14 iş kolunda çalışıyoruz. En önemlisi tekstil. Pamuk ipliği, denim (kot), örgü, boya, apre vs. Ev tekstilini azaltıyoruz. Müşterilerimize rakip olmamak için konfeksiyona girmiyoruz.

Grupta, farklı alanlarda çalışan 70-80 şirket bulunuyor. 20’si büyük ve çok aktifler. Amiral gemisi Sanko Tekstil. Ayrıca, enerjide de önemli yatırımlarımız var. Bütün şirketlerimizde çalışan sayısı 14 binci varında.

Bugün

 

 

 

9959 defa okundu
Facebook | Twitter | Google | RSS
reklam ve iletişim : info@isinsani.com