Facebook | Twitter | Google | RSS
reklam ve iletişim : info@isinsani.com
25
Nisan


Çetin Nuhoğlu - TIRSAN

1955 Trabzon doğumlu. Babası Fazlı Nuhoğlu kaymakamlıkta özel kalem müdürlüğü yapmış. Nuhoğlu Ailesi Trabzon'da geniş arazilere sahip köklü bir aile . Nuhoğlu'nun yedi sülalesi de nakliyeci. Liseye kadar Trabzon'da okumuş İstanbul İktisat Fakültesi mezunu.

İş hayatında da sektöründe farklı bir yer edinmeyi bilen Nuhoğlu, 1977'de kurdukları Türkiye'nin en büyük treyler üreticilerinden TIRSAN'ın pazar payını yüzde 50'lere çıkarmayı başarmış bir işadamı. Almanya'da üretim, İngiltere'de montaj üssü var.

İngiltere vizesinde tam yetkili

UND ise onun döneminde farklı kimliğe kavuştu. ULAŞNET uluslararası taşımacılık sektöründe devrim niteliğinde bir uygulama. Nuhoğlu ULAŞNET'i 'Uygulamaya koyduğumuz çağdaş veri sistemi, bizleri her türlü karanlık uygulamadan kurtaracaktır' sözleriyle tanımlıyor. Çetin Nuhoğlu yönetimindeki UND'nin bir önemli uygulaması da, İngiltere vizeleri konusunda UND'nin sektörde 'tam yetkili' ilan edilmesi. İngiltere Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu ile sağlanan anlaşmaya göre, İngiltere'ye gidecek tüm Türk vatandaşları vizelerini yetkili aracı kurum tayin edilen UND'den alıyor.

Çetin Nuhoğlu 2001 Haziran'ında UND'de bayrağı devralırken iki dönemin sonunda tekrar aday olmayacağını söylemişti. Onun amacı UND'yi sektörün sahiplendiği kişilere bağlı olmayan güçlü saygın ve etkin bir sivil toplum örgütü yapabilmekti. Başardı da... 

Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu'nu biraz morali bozuk bulduk. Şirketlerine yeni CEO atayan Nuhoğlu, bugünlerde kitap okuyarak dinleniyor. 

Nuhoğlu: Ticari araç sektörü unutuldu

 

Şirketlerine yeni CEO atayan Tırsan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, bugünlerde kitap okuyarak dinleniyor. “Son zamanlarda kafayı Japon kültürüne taktım. Toyata, Japon kültürü ve oradaki yönetim modellerini okuyorum. Tarih okumayı da severim” diyor.

 

Otomotive destek verilirken ticari araç sektörünün unutulduğunu düşünen Nuhoğlu, “Bu kriz, bazı ülkeler ve bölgeler için bitmeyecek. Önümüzü göremiyoruz” diye konuşuyor...

 

ÇETİN Nuhoğlu, nakliye ve lojistik sektörünün yakından tanıdığı bir isim. Treyler, tanker, lowbed (ağır iş makineleri taşıyan araçlar) üreticisi Tırsan'ın kurucusu. Aynı zamanda, başta UND olmak üzere birçok iş dünyası örgütünde yöneticilik yaptı. Hala da yapıyor...

 

İş dünyasında 2010 yılına yönelik olumlu beklentilerin ağır bastığı bir dönemde doğrusu Çetin Nuhoğlu'nu biraz morali bozuk bulduk. Kötümser demeyelim ama sanki biraz karamsar. Özellikle de temsil ettiği sektör adına hayal kırıklığı yaşıyor gibi...

 

Gerçi Tırsan'da da “beş yıl içinde Avrupa'nın beş büyük treyler üreticisinden biri olma” hedefine rağmen işler pek iyi gitmiyor. Hatırlanacağı gibi grup, 2002'den bu yana Alman Kässbohrer'in tanker ve silo bölümünü, Hollandalı treyler üreticisi Talson'u, Alman tanker üreticisi Hendricks'i satın almış; 2007'de çalışan sayısı 2 binlere, yıllık ciro da 250 milyon euro'ya ulaşmıştı. Ancak global krizle birlikte mal hareketleri azaldı ve işler daraldı. Bunun gruba yansıması ise çalışan sayısının bin 200'lere, yıllık cironun da 100 milyon euro'lara gerileme şeklinde ortaya çıktı...

 

Tırsan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, ticari araç üreticilerinin otomobil üreticileri kadar krizde hükümet tarafından desteklenmediğine dikkat çekiyor. Ancak hemen ardından bir özeleştiri yapmayı da ihmal etmiyor: “Galiba biz lobi yapmayı bilmiyoruz...”

 

Dört ay önce Tırsan Treyler'in de bir CEO'su oldu. Şirketin kurucusu olarak neden bir CEO'yla çalışmaya karar verdiniz?

 

Biz işe başladığımızdan bu yana iki nesil değişti. Yeni çalışma alışkanlıklarında zorlanıyoruz. İster istemez yeni bakış açılarına ve yeni fikirlere ihtiyaç var. Yeni nesil farklı bir eğitim aldı. Onlar çok daha hızlı düşünüp karar verebiliyor.

 

Global kriz nedeniyle 2009'da mal hareketleri azaldı. Tırsan geçen yılı nasıl geçirdi?

 

Mal hareketlerinin azalmasıyla birlikte nakliyeciler ve lojistik firmaları ciddi oranlarda küçüldü. Biz otomotiv endüstrisi derken hep otomobili anlıyoruz. Halbuki Türkiye'nin dev bir ticari araç üretimi var. Son 15 yılda İtalya ve Almanya'ya karşı yetkinlik kazandık. Durum böyleyken, daha iyi politikalar geliştiremedik. Kanun koyucularımıza, yöneticilerimize bunu anlatamadık.

 

Krizde otomotiv sektörü ÖTV indirimiyle desteklenmedi mi?..

 

Bize hiçbir şey yok. Türkiye'de ticari araç sektörünün güçlenmesi lazım.

 

Peki somut olarak ticari araçlar için ne istiyorsunuz?

 

Ticari araçlarda KDV almanın anlamı ne? Zaten hemen fatura kesip mahsup yapılıyor. Bu dönemde firmalar bankalardan kredi bulamazken, eski ve verimsiz araç yollarda dolaşırken, 2008'de leasingli mal alımlarında yüzde 1 olan KDV 18'e çıkarıldı. Bunları hiç anlatamadık. Özellikle ihracatta yan sanayimiz çöktü. Otomobile ÖTV, otomobile destek... Krizde gelişmiş ülkeler, bırakın sektörü şirket bazında bile politikalar geliştirdi. Örneğin Fransa, Renault'nun neye ihtiyacı olduğunu konuşuyor. Amerika ile Almanya, Opel'i konuşuyor. Biz sektör bazında bile değerlendirme yapmaktan uzağız.

 

Demek ki otomobil üreticileri iyi lobi yapıyor...

 

Haklısınız. Hata bizde herhalde. Ama bunlar çok yazıldı, çok söylendi. Kaç defa Ankara'lara gidildi. Hükümet, otomotive destek vererek halkı mutlu ediyor. Bu yüzden herhalde sadece otomobile yüzlerini dönüyorlar. Ticari araçlarda üretim yüzde 80 daraldı. Nasıl ayakta kalabilirsiniz?

 

2002'den beri Avrupa'da birçok şirket satın aldınız.

 

Almanya ve Hollanda operasyonlarınız nasıl gidiyor?

 

Hollanda ve Almanya çok küçüldü. 200 olan çalışan sayımız 30'a düştü. Ticaret Türkiye'den daha fazla etkilendi ama orada devletin çok büyük desteği var. Örneğin, kısa çalışma süresi 24 aya çıkarıldı. 2010 sonuna kadar çalışanların maaşlarının yüzde 80'ini devlet ödeyecek. 2010-2011 yılında Avrupa'daki büyüme stratejimizi yeniden tasarlıyoruz. Halen 30 ülkeye ihracat yapıyoruz. Özellikle orada bayi kanallarına odaklanıyoruz. Bağımsız kanallarla bölgesel olarak mal satmak istiyoruz. Her ülkenin kendi tutuculuğu var, kendi markalarını istiyor. Ayrıca bölgeler de oradaki satıcısından bunu almak istiyor. 8 yeni bölgesel bayi belirledik. Bu stratejileri oluşturuyoruz. Hedefimiz, treylerde 2014 yılında Avrupa'nın en fazla üretim yapan beş üreticisinden biri olmak. Tanker ve lowbed üretimindeyse 2014'te Avrupa'da lideri olmayı hedefliyoruz.

 

Almanya'nın Goch şehrindeki fabrikanızı geçen yılın temmuz ayında kapattınız. Peki ne zaman açacaksınız?

 

Önce stratejiyi iyi oturtmamız lazım. Almanya'da çok büyük bir tesisimiz var. Belki onu daha küçük olarak bölgelerde üsler haline getireceğiz. Bütün bunları belirleyeceğiz. Biraz daha bulutlar dağılsın. Kim kalıyor, kim gidiyor bir bakalım?

 

2009'da DAF ile ömür boyu nikah kıydınız. Bu size ne gibi fırsatlar yaratacak?

 

Bu hem biz hem de Türkiye için fırsat olacak. Belki ileride bir yatırım olabilir. Romanya ve Türkiye alternatif yatırım yerleri. Diğer bölgelere açılım için Türkiye üst olacak. DAF da aslında işin farkında. Türkiye'ye büyüyecek, gelişecek. Onlarla bir strateji geliştireceğiz. Ancak maalesef ne onlar ne de biz 5 yıl sonrası için bir şey söyleyebiliyoruz. Karşımıza rakip olarak kim çıkacak bilmiyoruz. Avrupa'daki treyler üreticisi ilk üç firmadan biri (Kögel) iflas etti ve onu başka bir firma aldı. Devlet o firmayı Çinliler almasın diye bizzat yardım yaptı. Diğer büyük firmalar Krone ve Smith... Krone'nin Türkiye gelme planı vardı, askıya aldı. Bizim sektörde herkes beklemede.

 

Lojistik sektörü açısından 2010'un nasıl geçmesini bekliyorsunuz? Siparişler nasıl gidiyor?

 

Kötü. Kötü de gidecek. Bu kriz bitecek deniliyor. Oysa bu kriz belli ülkeler ve bölgeler için bitmeyecek. O bölgelerin içindeki belli firmalar için de bitmeyecek. Sistem yeniden inşa ediliyor. Gelecekte ne olacağını öngöremiyoruz.

 

Bu süreci hasarsız atlatmak için özel sektör ile hükümet yeterince diyalog kuruyor mu?

 

Ben UND başkanlığım döneminde (2001-2006) Ulaştırma Bakanlığı'nda dört bakan ve dört genel müdürle çalıştım. İlk başlarda diyalog çok iyiydi. Ama son bir yıldır ortak strateji belirleyemiyoruz. 10. Ulaştırma Şurası, Eylül ayında yapıldı. Ama sivil toplumun katılımının etkin olduğunu söylemem mümkün değil. Ama yine de güzel bir çalışmaydı.

 

“Villaları sattık ama para kazanamadık”

 

Çetin Nuhoğlu, 1955 Trabzon doğumlu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden 1976'da mezun oldu.

 

1977'de Tırsan'ı kurdu. 1996'da inşaat sektörüne girdi. 2005'te, ortağı olduğu Bautek İnşaat, İstanbul Akfırat Beldesi'ndeki 91 dönüm arazide Bautek Kuğu Evleri'ni inşa etti.

 

Nuhoğlu, “Projedeki 96 ikiz villanın tamamını sattı. Ama doğrusu bu işten para kazanamadık. Bu yüzden yetkin olduğumuz işlerde büyümek istiyoruz” diyor.

 

SEDEFED, Rekabet ödülü verecek

 

Çetin Nuhoğlu, iş dünyası tarafından kurulan sivil toplum örgütlerinde de etkin bir isim. 2001-2006 yılları arasında UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) başkanlığını yürüttü. Halen UND'de Yüksek İstişare Konseyi Başkanı olarak görev yapıyor. Nuhoğlu, UND'den sonra KALDER (Kalite Derneği) başkanlığını üstlendi. Şubat 2009'dan bu yana ise SEDEFED (Sektörel Dernekler Federasyonu) başkanlığını yürütüyor.

 

SEDEFED, son yıllarda 'rekabet' konusuna odaklanmış durumda. Çetin Nuhoğlu, TÜSİAD ve Sabancı Üniversitesi'nin kurduğu REF'e (Rekabet Forumu) iki rapor hazırlattıklarını ve bunları kasım ayında açıkladıklarını hatırlatıyor. Ardından da rekabetle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Artık tüm dünya ölçeğiyle mücadele etmek zorundasınız. Biz raporlarda Türkiye ekonomisinin gelişimini görmeyi amaçladık. Türkiye'nin gelişen yönlerini doğru görebilirsek, bu konuda ev ödevlerimiz ortaya çıkar. Bu raporları sürdürmeyi planlıyoruz. Ayrıca SEDEFED olarak bu yıl ilk defa rekabet ödülü vereceğiz. Ödülle ilgili duyuruyu mart ayında yapacağız.”

 

Kaynak: Para Dergisi - Rahime Baş Uçar 

8286 defa okundu
Facebook | Twitter | Google | RSS
reklam ve iletişim : info@isinsani.com